CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grup toplantısında gündemdeki siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmeleri değerlendirdi. Konuşmasında belediye başkanlarının parti değiştirmesine geniş yer ayıran Kılıçdaroğlu, gazetecilere yönelik yargı kararlarından bölgesel yatırımlara, çiftçilerin taleplerinden toplumsal barışa kadar birçok konuda mesaj verdi.
Ankara’nın başkent oluşunun 103. yılını kutladı
Konuşmasına Ankara’nın başkent ilan edilmesinin yıl dönümünü hatırlatarak başlayan Kılıçdaroğlu, 1923 yılında alınan kararın tarihsel önemine değindi.
Kılıçdaroğlu, Ankara’nın başkent oluşuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“103 yıl, Ankara'nın başkent oluşunun 103. yılı. Rahmetli Malatya milletvekili İsmet İnönü, 10 Ekim 1923'te mazbata veriyor ve Meclis'in ikinci oturumunda Ankara'nın başkent oluşu kabul ediliyor. Ankaramızla ve Ankaralılarımızla gurur duyuyoruz.”

Maden faciasında hayatını kaybedenleri andı
Kılıçdaroğlu, konuşmasında maden faciasının yıl dönümüne de değinerek yaşamını yitiren 43 madenciyi andı. Madenci aileleriyle daha önce bir araya geldiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, iş güvenliği önlemlerinin önemini vurguladı.
“Maden faciası. Amasya faciasının da yıl dönümü. 43 madencimiz hayatını kaybetti. O acıyı biliyorum, ailelerini ziyaret ettim. O kişiler uzman değil de başkalarının aldıkları önlemler sonucu maalesef bu tür kazalar oluyor.”

Doğu ve Güneydoğu için yatırım çağrısı
Türkiye’de toplumsal huzurun ve birlikte yaşama kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, ayrımcılığa karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.
“Biz huzur içinde yaşamak istiyoruz. Aynı ülkenin vatandaşlarıyız. Birlikte mücadele etmeliyiz. Ayrımcılığa yer yok. Teröre yer olmasın ve bu ülkede huzur içinde yaşayalım. CHP'nin kalbi Doğu'da, Güneydoğu'da atıyor. Bunu bilmenizi isterim.”
Bölgedeki ekonomik kalkınmanın istihdam olanaklarının artırılmasıyla mümkün olacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, özellikle Cizre Organize Sanayi Bölgesi’ne doğal gaz hattı ulaştırılması gerektiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, Nusaybin Sınır Kapısı’nın 14 yıldır kapalı olduğunu hatırlatarak kapının yeniden açılmasının Mardin, Cizre, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Batman açısından önemli olduğunu dile getirdi.
“Cizre'nin Organize Sanayi Bölgesi'ne doğal gaz hattı çekin, orayı büyütün. Orası Türkiye'nin aydınlık yüzü olacak. Orası istihdam yaratacak. Nusaybin Sınır Kapısı 14 yıldır kapalı, bekliyorlar. Sınır kapısının açılmasını istiyor. Mardin, Cizre, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Batman için son derece önemli.”

Okula gitmek isteyen kız çocuğunun talebini aktardı
Bölgedeki temaslarında karşılaştığı bir kız çocuğunun eğitim talebini de gündeme getiren Kılıçdaroğlu, ulaşım altyapısındaki sorunların çocukların eğitim hakkını olumsuz etkilediğine dikkat çekti.
“Bir kız çocuğu geldi, “Okula gitmek istiyorum ama yollar çok kötü” dedi. Bakana iletmek istiyorum. O kız okumak istiyor. Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi olmak istiyor.”
Kılıçdaroğlu, söz konusu talebin ilgili bakanlığa iletilmesini istedi.

Gazetecilerin tutuklanmasına karşı çıktı
Basın özgürlüğü konusunda da açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, kendisinin medyada ağır eleştirilere maruz kaldığını ancak hiçbir gazetecinin tutuklanmasını istemediğini söyledi.
Gazeteciliğin toplumun haber alma hakkı bakımından önemli bir görev üstlendiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, basın mensuplarının hatalarının da mesleğin kendi denetim mekanizmaları içinde ele alınabilmesi gerektiğini ifade etti.
“En sert ve en haksız eleştirilere medyada muhatap olan kişi benim. Olayları büyütüyorlar. Ama ne olursa olsun bir gazetecinin tutuklanmasını istemedim.”
Gazetecilerin çalışma koşullarına ve mesleki sorumluluklarına değinen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Gazeteciler, ülkenin haber alması için vatandaşlar adına günün 24 saati çalışan kişilerdir. Hepsi illa doğru yapıyor diye bir iddiamız yok ama medya, kendi içindeki aktörleri dışarı çıkarabilmeli. Yapamıyorsa saygınlığını kaybediyor.”
Gazeteciler hakkında uygulanan tutuklama ve ev hapsi tedbirlerini eleştiren Kılıçdaroğlu, bu kararların demokratik yaşam üzerindeki etkisine dikkat çekti.
“Ama ne olursa olsun tutuklanmamalı ve ev hapsi bunlar için geçerli olmamalı. Eğer gazeteci tutuklanıyorsa orada demokrasi yara alıyor. Emektir.”

Çiftçilere destek mesajı verdi
Tarım sektöründe yaşanan sorunlara da değinen Kılıçdaroğlu, çiftçilerin hak arayışında CHP’nin yanlarında olacağını belirtti. Üreticilerin tarımdan uzaklaşmaması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, devletin tarımsal üretimi teşvik etmesinin önemine işaret etti.
“Size destek verecek olan partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Sen yeter ki hak iste çiftçi kardeşim. Teşvik etmek bizim boynumuzun borcu. Tarlana küsme, toprağına küsme. Hakkını ara, ben en önde yürüyeceğim.”
Kılıçdaroğlu, Amasya Şeker Fabrikası’nın kapanmasının çevre illeri de olumsuz etkileyeceğini ifade ederek sorunun çözülmesi gerektiğini söyledi. Yetkililerin çözüm üretmesi halinde teşekkür edeceğini, aksi durumda gerekli girişimlerde bulunacaklarını dile getirdi.

Yargı bağımsızlığına dikkat çekti
Türkiye’de adaletin herkes için temel bir ihtiyaç olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, yargı mensuplarının siyasi etkilerden bağımsız hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
“Hepimizin adalet ihtiyacı var. Adalet, dünyanın temelidir. Adaleti savunmak zorundayız. Adaleti tecelli ettirecek olan yargılardır, yani hâkimlerdir. Hâkimin bağımsız olması lazım. Hâkim siyasallaşmışsa onda vicdani kanaat yoktur.”
Kılıçdaroğlu, toplumun gelişmeleri dikkatle takip ettiğini ve vatandaşların siyasi değerlendirmelerini kendi gözlemleri doğrultusunda yaptığını da söyledi.
Parti değiştiren belediye başkanlarına sert tepki
Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde CHP’den seçildikten sonra AK Parti’ye geçen belediye başkanlarını eleştiren Kılıçdaroğlu, parti değişikliklerinin seçmen iradesi ve siyasi etik açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının aday oldukları dönemde seçmenlerden CHP kimliğiyle destek aldıklarını hatırlatarak şu soruları yöneltti:
“AK Parti'ye transfer olan belediye başkanları... Bir kere bu kişilerin nasıl tayin edildiğini ya da seçildiğini bilmiyorum ama yapay zekâya da hakaret etmek istemiyorum.
Yapay zekâya iftira etmek gibi bir hakkımız da yok zaten. Ama kardeşim, CHP'den seçiliyor. Bu hâliyle CHP'lilerin oyunu alıyor.
Nasıl birdenbire öbür tarafa transfer oluyor? Nasıl oluyor da düne kadar bir sürü laf ettiği, “Aman bunlara oy vermeyin” diye kapı kapı gezen belediye başkanı bir gecede nasıl oluyor da transfer oluyor?”
Parti değiştiren belediye başkanlarına yönelik eleştirilerini sürdüren Kılıçdaroğlu, bazı yöneticilere ilişkin yolsuzluk iddialarını da gündeme taşıdı.
“Bu belediye başkanlarında bir ar damarı sorunu var. Ahlak sorunu var. Çok net söylüyorum.
CHP'nin oyunu alacaksın, halkın oyunu alacaksın, hırsızlık yapacaksın... Olmaz. Namuslu ve ahlaklı belediye başkanı, seçmenine ihanet etmez. Yolsuzluk yapıyor, malı götürüyor, sığınacak yer arıyor.”
Kılıçdaroğlu’nun bu ifadeleri, parti değiştiren belediye başkanlarına yönelik siyasi eleştiri ve suçlamaları olarak konuşmada yer aldı.

Belediye başkanlarına yedi ilkeyi hatırlattı
Kılıçdaroğlu, 26 Temmuz 2019 tarihinde düzenlenen belediye başkanları toplantısında açıkladığı yedi temel ilkeyi yeniden gündeme getirdi.
CHP’li belediye başkanlarının bu ilkelere uyması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, yöneticilerin kuralları görünür bir yere asmasını ve düzenli olarak okumasını istedi.
Kılıçdaroğlu’nun hatırlattığı yedi ilke şöyle:
- Eşit hizmet: Belediyelerin bütün vatandaşlara ayrım yapmadan hizmet sunması ve hiçbir kesimi ötekileştirmemesi.
- Kamu yararı: Belediye hizmetlerinin belirli kişi, akraba, zümre veya siyasi çevreler yerine bütün halkın yararına gerçekleştirilmesi.
- Yoksul mahallelere öncelik: Gelir düzeyi düşük mahallelere yönelik pozitif ayrımcılık uygulanması.
- İnsan onurunun korunması: Sosyal yardımların ihtiyaç sahiplerini teşhir etmeden yapılması.
- Mali disiplin ve şeffaflık: Belediye harcamaları ile yatırımların mali disiplin içinde yürütülmesi ve bütçe kullanımının kamuoyuna açıklanması.
- Liyakat: Yönetici atamalarında görevin gerektirdiği bilgi ve yetkinliğin esas alınması.
- Adaletli yönetim: Belediyelerin hukuk, hak ve adalet ilkelerine bağlı biçimde yönetilmesi.
Kılıçdaroğlu, belediyelerin halkın güvenini koruyabilmesi için bu ilkelerin tavizsiz uygulanması gerektiğini ifade etti.

Fatma Betül Sayan Kaya hakkında soru yöneltti
Konuşmasında Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifade vermesine ilişkin tartışmalara da değinen Kılıçdaroğlu, söz konusu işlemin hangi sıfatla ve hangi gerekçeyle gerçekleştirildiğinin açıklanmasını istedi.
“Bir soru daha sorayım. Ben, Fatma Betül Sayan Kaya şüpheli olarak mı ifade verdi, neden ötürü ifade verdi?”
Çözüm süreci ve toplumsal barış mesajı
Kılıçdaroğlu, Türkiye’de barış ve huzurun sağlanmasının önemine dikkat çekerek geçmişte yürütülen çözüm sürecini hatırlattı.
CHP’nin toplumsal barışa katkı sağlayacak girişimlere destek vermeye hazır olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, farklı kimlik ve inançlara sahip vatandaşların eşit koşullarda yaşayabilmesi gerektiğini söyledi.
“Değerli arkadaşlarım, kış ayları geldi. Biz artık bir barışın olmasını istiyoruz. Birlikte olmak istiyoruz. Bir çözüm sürecini yaşadık. Başlangıcı güzel gitti.
CHP olarak her yerde ve ortamda savunduk. Bu toprakların sahibi kimse, alın teri döken kimse, kimliği, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun, barışın ve huzurun içinde yaşamak istiyoruz. Bu nedenle parlamentoda bilgi verdik ve bunun bir an önce çözülmesi lazım.
Bu konuda bizim üstümüze düşen bir görev varsa o tıkanıklığı da kaldırmaya hazırız.”

“Silahların susması, barış için yeterli değil”
Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan gelişmesini hedeflediklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, kalıcı barış için yalnızca çatışmaların sona ermesinin yeterli olmayacağını vurguladı.
Hukukun üstünlüğünün ve adaletin toplumsal barışın temel unsurları olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, CHP’nin siyasi mücadelesini sürdüreceğini ifade etti.
“Biz ekonomik, kültürel ve sosyal olarak büyümek, dünyada söz sahibi olmak istiyoruz. Biz bunu yapmak istiyoruz. Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Cumhuriyeti için söylediği, hafızamızın en derininde taptaze olarak duruyor. Biz CHP olarak küllerinden doğan bir partiyiz.
Anka kuşu gibiyiz. Silahların susması, barış için yeterli değil. Hukukun konuşmaya başlaması lazım. Yeni acılara değil, yeni sevinçlere ihtiyacımız var.”
Başörtüsü ve laiklik konusunda açıklama
Konuşmasının son bölümünde Azerbaycanlılara seslenen Kılıçdaroğlu, kadınların kıyafet tercihleri üzerinden ayrımcılığa uğramaması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin geçmişte başörtüsü konusunda yaşadığı tartışmalara değinen Kılıçdaroğlu, kadınların giyim tercihlerine müdahale edilmemesi gerektiğini belirtti.
“Azerbaycanlı kardeşlerimize de seslenmek isterim. Sizin acınız bizim acımız. Başörtüsü olayı oluyor ve izliyoruz, okuyoruz. Kadınların başı açık ya da kapalı diye ayrılması doğru değil. Türkiye burada çok ağır bir sınavdan geçti. Kadınları bırakın, istediği kıyafeti seçsin.”
Laiklik, insan hakları ve demokrasi arasındaki ilişkiye de değinen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Laikliğin güvencesi kadının başörtüsü değildir; insan hakları ve demokrasidir.
Kimin inançlı olup olmadığını yalnızca Yüce Yaradan bilir. Peygambere verilmeyen bir yetkiyi kimse kullanmamalı, kimse kullanamaz.”







































