Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özlem Gültekin’in kliniğindeki şüpheli ölümü gündemdeki yerini korurken, boşanma sürecinde olduğu eşi Erhan Çelik sessizliğini bozdu.

Haberler.com’da yer alan habere göre Çelik, hakkında yürütüldüğünü söylediği algı operasyonları ve spekülasyonlara tepki gösterdi. Altı yaşındaki oğlunun geleceğini korumak ve hayatını kaybeden eşinin hatırasına saygı göstermek amacıyla bugüne kadar konuşmadığını belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"O kadar sabrettim, o kadar sabrettim ki ben taş olup çatladım yine de hiçbir şey demedim"

Çelik: “Vicdansızca hedef alındık”

Yaşanan kaybın hemen ardından aileyle birlikte ortak bir tutum sergilediklerini anlatan Çelik, buna rağmen haklarında gerçeği yansıtmayan haberlerin devam ettiğini savundu.

Çelik, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

"Bundan sonra annesiz kalan bir evladı büyüteceğim ve Allah ömür verirse her anımda yanımda sadece ben olacağım. Halbuki Özlem'in ailesiyle daha ilk günden bir kamu açıklaması yaptık. Onun hatırası, geride kalanların yazısı için 'el vicdan' dedik. Biraz susun, bırakın insanlar yasını yaşasın dedik ama durmadılar. Çıktığı iddia edilen ama henüz sonuçlanmayan otopsi raporunu çıkmış gibi yaymaya çalışan zanlılar, azlettiği eski avukatı, gazeteciliğe soyunan astrologlar ve Özlem'i hayatında bir kez bile görmemiş insan müsvetteleri durmadı. Yalanlar üzerine dedikodu yapanlar, siz de bu günaha ve vebale ortaksınız"

Polis gelmeden temizlik ve kayıp kamera iddiası

Soruşturmanın şüpheli ölüm kapsamında yürütülmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erhan Çelik, olay gecesi klinikte yaşandığını öne sürdüğü gelişmeleri de anlattı.

Çelik, kliniğin temizlendiğini, bazı delillerin çöpe atıldığını ve kameralarla ilgili çelişkili ifadeler verildiğini iddia ederek şunları söyledi:

"Özlem şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Kliniğinde çalışan 3 personeli verdikleri ilk ifadede son 2 günü hiç ayrılmadan kliniğinde geçirdiğini, olay günü aşırı dozda, anestezide kullanılan uyuşturucu etkili propofol aldığını beyan ettiler. Ha bu arada alelacele polis olay yerine gelmeden ortalığı pırıl pırıl yapmışlar, temizlemişler. Tüm deliller atılmış. Ama olay yeri inceleme polisi çok titiz bir çalışmayla bunları çöp konteynerında bulmuş ve almış. Kameralar kayıptan çıkarılmış, 'çalışmıyordu' şeklinde ifadeler verilmiş. Oysa çok kısa süre önce başka bir davada bu kameraların çalıştığına dair kendi ifadeleri mevcut. Savcılığın ölümü şüpheli bulmasının pek çok nedeni var yani"

“Madde kullanımını 2023’te tesadüfen öğrendim”

Çelik, Dr. Özlem Gültekin’in anestezi maddesi kullanımına ilişkin durumu evliliklerinin ilerleyen döneminde öğrendiğini söyledi. Tedavi için iki yıl boyunca çaba gösterdiğini belirten Çelik, daha sonra aile mahkemesine başvurduğunu ifade etti.

Çelik şöyle konuştu:

"Ben onun vücudundaki anestezi kullanımının 12 yıllık bir geçmişi olduğunu evlendikten çok sonra, 2023 yılında tesadüfen evin güvenlik kamerasından öğrendim. Bu maddeleri dışarıdan nasıl temin ettiğini, kendisine ekstradan kimlerin sattığını, kimlerin zerk ettiğini telefon ve laptopundaki kayıtlardan ele geçirmiştim. Elimdeki tüm bu bilgi, belge, görsel kanıt ne varsa savcılıkla paylaştım. 'Yaşarken niçin yapmadın' diyorlar. Yaptım! 2023 yılından itibaren 2 yıl boyunca hem yurt içinde hem yurt dışındaki tedavisi için elimden gelen her şeyi yaptım ama olmadı, bırakamadı. Bugün 'dostuyum' diyen bir Allah'ın kulu o gün yanında değildi. Başaramayınca Ocak 2025’te İstanbul 13. Aile Mahkemesi’ne başvurarak rahatsızlığına ilişkin tüm delilleri sundum. O iç parçalayan görüntüleri oğlumun geleceğini düşünerek ne medyayla ne kamuoyuyla hiçbir zaman paylaşmadım, mahkemede ve savcılıkta gizlilik kararını bizzat ben istedim."

Şantaj iddiasını anlattı

Erhan Çelik, eşine ait hassas görüntülerin satılmaya çalışıldığını ve bu süreçte emniyet güçleriyle iş birliği yaptığını da öne sürdü. Çelik, söz konusu olayın daha sonra medyada farklı şekilde aktarıldığını savundu.

Yaşananları şu sözlerle anlattı:

"Yanında çalışan yardımcısı görüntüleri satmak için bana ulaştı. Başkalarına da satar, yine oğlumun önüne çıkar diyerek istediği para ve yazışmalarla koştur koştur emniyete gittim. Polis dinleme cihazı taktı, buluşma yerinde suçüstü yaptırıp kadını cezaevine yolladım. Bu olay rahmetli ölmeden 6-7 ay önce oldu. Şimdi neymiş? 'Merhumun görüntülerini satın alırken suçüstü yapılmış' gibi haber yapıyorlar. Ben ihbar etmişim, ben engellemişim yok! Algı operasyonu böyle yapılır çünkü. Yaşatılanları yaşamadan ölmeyin, Allah'tan en büyük duam bu. Bilip bilmeden konuşanlara hakkımı hiçbir zaman helal etmeyeceğim"