Böbrek kanserinin en yaygın türü olan renal hücreli karsinom (RHK), uzun süre herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebiliyor. Uzmanlar, hastalığın çoğu zaman başka sağlık sorunları nedeniyle gerçekleştirilen görüntüleme tetkikleri sırasında tesadüfen fark edildiğini belirterek düzenli kontrollerin önemine dikkat çekiyor.

Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Yazıcı, böbrek kanseri ve tedavi yöntemleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. RHK'nın tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 3'ünü oluşturduğunu belirten Yazıcı, böbrek kanserlerinin ise yaklaşık yüzde 90'ından bu türün sorumlu olduğunu söyledi.

Hastalığın erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık görüldüğünü aktaran Yazıcı, riskin ilerleyen yaşla birlikte arttığını ifade etti. Sigara kullanımı, obezite ve hipertansiyonun önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu belirten Yazıcı, ailede böbrek kanseri öyküsünün de riski yükseltebildiğini kaydetti.

Klasik belirtiler nadir görülüyor

Böbrek kanserinin klasik belirtileri arasında yan ağrısı, idrarda kan görülmesi ve karında kitle bulunması yer alıyor. Ancak bu üç belirtinin de hastalarda oldukça nadir ortaya çıktığı ifade ediliyor.

Doç. Dr. Özgür Yazıcı, bazı hastalarda hastalığın yayılımına işaret edebilecek kemik ağrısı veya uzun süre geçmeyen öksürük gibi şikayetlerin ilk bulgu olabileceğini belirtti.

Yazıcı, “Renal hücreli karsinomun (RHK), tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturmasına rağmen, böbrek kanserlerinin büyük çoğunluğundan sorumlu oluyor. Hastalık çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerliyor ve genellikle başka nedenlerle yapılan görüntülemelerde tesadüfen ortaya çıkıyor. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülen ve ileri yaşla birlikte görülme riski artan böbrek kanseri, özellikle sigara kullanımı, obezite ve hipertansiyon gibi faktörlerle yakından ilişkili. Ailede böbrek kanseri öyküsü bulunması da riski artırıyor” diye konuştu.

Görüntüleme yöntemleri erken tanı şansını artırıyor

Günümüzde böbrek tümörlerinin önemli bölümünün ultrason, tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri sayesinde erken aşamada tespit edilebildiği belirtildi.

Doç. Dr. Yazıcı, “Bazı hastalarda ise kemik ağrısı veya geçmeyen öksürük gibi, hastalığın yayıldığını düşündüren şikayetler ilk bulgu olabiliyor. Günümüzde böbrek tümörlerinin büyük kısmı, ultrason, tomografi veya MR gibi görüntüleme yöntemleri sayesinde erken evrede ve tesadüfen saptanıyor. Bu durum tedavi başarısını önemli ölçüde artırıyor” ifadelerini kullandı.

Tedavinin temelini cerrahi oluşturuyor

Böbrek kanserinde en etkili tedavi yönteminin uygun hastalarda cerrahi olduğunu belirten Yazıcı, son yıllarda laparoskopik ve robotik cerrahi uygulamalarının öne çıktığını söyledi.

Doç. Dr. Yazıcı, “Son yıllarda laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemler ön plana çıkıyor. Bu teknikler sayesinde daha küçük kesilerle ameliyat yapılabiliyor, daha az ağrı ve kan kaybı yaşanıyor, hastanede kalış süresi kısalıyor, günlük hayata dönüş hızlanıyor. Robotik cerrahi, üç boyutlu görüntü ve yüksek hassasiyet avantajıyla cerrahlara önemli kolaylık sağlarken, maliyet ve dokunma hissinin olmaması dezavantajları arasında yer alıyor.” dedi.

Sigaradan uzak durmak riski azaltıyor

Böbrek kanserinden korunmada yaşam tarzı alışkanlıklarının da önemli olduğuna dikkat çekildi.

Doç. Dr. Özgür Yazıcı, özellikle sigara kullanımından uzak durmanın, sağlıklı kiloyu korumanın ve düzenli fiziksel aktivite yapmanın böbrek kanseri riskini azaltabilecek başlıca unsurlar arasında bulunduğunu ifade etti.