Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 18 Ekim 2017’den bu yana tutuklu bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusunu karara bağladı. Strazburg’da açıklanan kararda mahkeme, 15’e karşı 2 oyla Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin çeşitli hükümlerini ihlal ettiği sonucuna vardı.
Karara Yargıç Faris Vehabović ile Türkiye’den seçilen Saadet Yüksel muhalif kaldı.
AİHM’den beş ayrı madde için ihlal kararı
Mahkeme; ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. madde, toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 11. madde, adil yargılanma hakkını güvence altına alan 6. maddenin 1. fıkrası, özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin 5. maddenin 1. fıkrası ile hakların sınırlandırılmasını düzenleyen 18. maddenin ihlal edildiğine hükmetti.
AİHM ayrıca, koşullu salıverilme imkânı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet cezasına yönelik bir denetim mekanizmasının olmaması nedeniyle, işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. maddenin de ihlal edildiğini tespit etti.
Mahkûmiyet için “bariz bir adalet reddi” değerlendirmesi
Kararda, Kavala hakkında 25 Nisan 2022’de verilen ve daha sonra kesinleşen mahkûmiyet de değerlendirildi. AİHM, söz konusu mahkûmiyetin “bariz bir adalet reddi” oluşturan yargılama sonucunda ortaya çıktığını belirtti.
Mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinin Gezi Parkı olayları çerçevesinde yorumlanma biçiminin keyfi müdahalelere karşı gerekli asgari korumayı sağlamadığı değerlendirmesinde bulundu. Bu nedenle Kavala’nın mahkûmiyetinin ardından tutulmasının “hukuki” olmadığı ifade edildi.
Ceza hukukunun araçsallaştırıldığı değerlendirmesi
AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesi kapsamında yaptığı incelemede de Kavala hakkında uygulanan tedbirlerin amacına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Mahkeme, söz konusu tedbirlerin ağırlıklı olarak Kavala’yı Gezi Parkı gösterilerindeki rolü ve bir insan hakları savunucusu olarak dile getirdiği görüşleri nedeniyle susturmayı amaçladığı sonucuna vardı.
Süreç boyunca art arda açılan davalar, hukuki nitelendirmelerde yapılan değişiklikler ve tekrarlanan tutuklamalar üzerinden ceza hukukunun araçsallaştırıldığı kaydedildi.
AİHM’den “en kısa sürede serbest bırakılmalı” kararı
AİHM Büyük Dairesi, Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamında Türkiye’nin Kavala’yı “mümkün olan en kısa sürede” serbest bırakması gerektiğine hükmetti.
Mahkeme ayrıca Kavala hakkındaki ceza mahkûmiyetinin Sözleşme hukuku açısından “yok hükmünde” kabul edilmesi ve mahkûmiyetin ortaya çıkardığı sonuçların ortadan kaldırılması gerektiğini bildirdi.
Türkiye tazminat ve yargılama gideri ödeyecek
Karara göre Türkiye, üç ay içerisinde Kavala’ya 70 bin avro manevi tazminat ödeyecek. Ayrıca 43 bin 342 avroluk yargılama giderinin de karşılanmasına hükmedildi.
Hükümetin, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun tüketilmediğine ilişkin ön itirazı mahkeme tarafından reddedildi. Yargılama süresine yönelik şikâyet kabul edilemez bulunurken, diğer maddelere ilişkin şikâyetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verildi.
Büyük Daire kararı nihai nitelikte
AİHM’nin 10 Aralık 2019 tarihli ilk kararının ardından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Şubat 2022’de ihlal prosedürünü başlatmış, süreç 11 Temmuz 2022’de verilen kararla devam etmişti.
Kavala’nın ikinci başvurusu üzerine verilen son Büyük Daire kararı ise nihai nitelik taşıyor. Temyiz yolu bulunmayan kararın uygulanma süreci Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenecek.


























